http://www.youtube.com/watch?v=2c_TCmLnQdE

25 Aralık 2014 Perşembe

EBEVEYİN ÇOCUK İLETİŞİMİ


           Bafra Toplum Sağlığı Merkezi Psikologu Tuğba Korkmaz Toplum Sağlığı Merkezi Eğitim Salonunda  Doktorlara,Sağlık Memurlarına,Hemşirelere ve diğer personellere yönelik toplam 50 kişiye Hizmet İçi Eğitimde  Ebeveyn-Çocuk iletişimini anlattı. Eğitim sunumu aşağıya çıkarılmıştır.







                          BAFRA TOPLUM SAĞLIĞI MERKEZİ
ÇOCUKLA İLETİŞİM EĞİTİMİ
                       
İLETİŞİM
        İletişim, dil kullanarak ya da kullanmaksızın insanlar arasındaki duygu, düşünce ve yaşantıların ifade edilme yöntemidir.
ANNE BABA- ÇOCUK İLETİŞİMİNİ KOLAYLAŞTIRAN ETMENLER
-Kabul
- Etkin Dinlemek
 -Ben Dili

Kabul; Çocuğu olduğu gibi kabul  etmek gerekir.
Etkin Dinlemek;
* Çocuğunuzla konuşurken beden duruşu olarak aynı seviyede  olun,
* Onu dinlerken göz kontağı kurun
* Başka şeylerle ilgilenmeyin  (gazete okumak, tv izlemek gibi)
Dokunmak (elini tutun, omzuna dokunun, başını okşayın) çocuğun sorunu olduğu zaman kendisini güven içinde hissetmesini sağlar.
Çocuğumuzun söylediklerini dinlerken, kendi kelimelerimizle özetleyip kısaca tekrar edin;
Onun duygularını dile getirin.
Ben dili, kabul edilmeyen davranışın tanımlandığı ve ne tür duygular uyandırdığının açıklandığı dürüst ve sorumlu bir ifadedir.
” Başımın derdisin” yerine
“Çok yorgunum dinlenmek istiyorum.”

-Ben dili, bireyin karşılaştığı davranış ve durum karşısında bireysel tepkisini, kendi duygu ve düşüncelerini açıklayan ifade şeklindedir.
-Kendimizi "ben"li cümlelerle anlattığımız zaman karşımızdakini incitmemiş aynı zamanda kendi mesajlarımızı da vermiş oluruz.
-"Sen" dili suçlama içerir ve karşımızdaki kişi doğal bir savunmaya geçer. Dolayısıyla sonuç anlaşılamama, tartışma, kavgaya kadar gidebilir.

   SEN  DİLİ                                                               BEN  DİLİ   

-KİŞİLİĞE YÖNELİKTİR.                --DAVRANIŞA YÖNELİKTİR.
-KARŞIMIZDAKİ İLE İLGİLİ BİR  --KENDİMİZ İLE İLGİLİ BİR 
 ŞEYLER SÖYLER.                             ŞEYLER SÖYLER
-BENLİK ALGISINI ZEDELER       --BENLİK ALGISINA OLUMLU 
  YADA TÜMDEN YOK EDER.         ETKİSİ VARDIR.
-ÖFKE NEFRET DUYGULARI       --SÖYLEYENE YARDIM İSTEĞİ 
 OLUŞTURUR.                                    DOĞURTUR
-ÇEKİNGEN YADA SALDIRGAN --GÜVENLİ İNSANLAR.
 İNSANLAR YARATIR                      YARATIR.



"Sen" mesajı yerine...
—   Baba: Çok kabasın! Her zaman sözümü kesiyorsun!
"Ben" mesajı verin...
—   Baba: Bir şey söylemeye başlayıp ta bir türlü sonunu getiremediğim zaman çok rahatsız oluyorum.
************
"Sen" mesajı
—   Anne: Kes şunu! Çekiştirip durma kolumu!
"Ben" mesajı
-       Anne: Kolumun çekiştirilmesinden hoşlanmıyorum.
************
"Sen" mesajı
—   Baba: Her aksam ayni şey, tutturuyorsun oyun oynayalım diye! Benim yorgun olabileceğim hiç aklına gelmiyor değil mi? Yaramaz ve şımarık bir çocuk gibi davranıyorsun!
"Ben" mesajı
—   Baba: Bu aksam çok yorgun hissediyorum canım. İstersen oyun oynamayı başka bir akşama erteleyelim.

OLUMSUZ EBEVEYN TUTUMLARI
        Aşırı Koruyucu Tutum
        Aşırı Baskıcı-Otoriter Tutum
        Aşırı Hoşgörülü Tutum
AŞIRI KORUYUCU TUTUM
        Bu ailelerde anne-babalar çocuğa gereğinden fazla özen gösterip onu denetim altında tutarlar.
        Çocuğun başına kötü şeyler gelir diye kendi başına bir şeyler yapmasına izin vermezler. Çocuğun tüm ihtiyaçları büyükleri tarafından karşılanmaya çalışılır.

AŞIRI KORUYUCU ANNE VE BABA TUTUMUNUN ÇOCUK ÜZERİNE ETKİLERİ
        Çocuğun aşırı bağımlı,ürkek,çekingen ve güvensiz bir kişilik geliştirmesine neden olur.
        Çocuğun hatalarının sonucunda yaşayarak öğrenmesine izin verilmez, sorumluluk duygusunun gelişmesi engellenir.
        Çocuk ileriki yaşamında karar almakta ve uygulamakta zorluk çekeceği gibi yaşama karşı içinde bir korku oluşturur.
        Çocuğun kişiliği olgunlaşamaz. İnatçı, istediğini tutturan, mantıksız kavgalar çıkaran,çabuk mutsuz olan bir çocuk ve ileride benzer niteliklere sahip bir yetişkin olur.
        Çevresindeki insanlarla iletişim kurmakta güçlük çeker.
AŞIRI BASKICI- OTORİTER TUTUM
        Otoriter tutumda çocukların kişilik özellikleri, ilgi ve gereksinimleri dikkate alınmamaktadır. Çocuğun istekleri bastırmaya çalışılır. Katı bir disiplin anlayışı vardır. Çocuğa açıklanmadan kurallar konulur ve bu kurallara kesinlikle uyması istenir, bu konuda anne-baba asla tartışma kabul etmez.

AŞIRI BASKICI VE OTORİTER TUTUMUN ÇOCUK ÜZERİNDEKİ ETKİLERİ
        Çocuğun kendine güven duygusu oluşmaz.
        Yaratıcılık engellenir.
        Hata yapanlar mutlaka cezalandırılmalıdır görüşünü benimserler.
        En küçük bir hatada bile hoşgörüleri olmayabilir.
        Okul yaşamlarında fazla başarılı olamazlar.
        Anne-babalarının (veya bir otoritenin)olmadığı ortamlarda kendilerini boşlukta hissederler ve bir otorite bulma arayışı içine girerler.

AŞIRI HOŞGÖRÜLÜ TUTUM
        Denetimin düşük, tepkiselliğin yüksek olduğu bir tutumdur. Saldırgan tutumlar dahil çocuğun her tür davranışları hoşgörü ile karşılanır.
        Davranışlara sınır çekilmez ve yaptırım uygulanmaz.
        Anne babaların bu aşırı hoşgörülü tutumları çocuğun onlara hükmetmesine ve çok az saygı göstermesine neden olur.Toplumun kendilerine vermediği hakları kendisine veren çocuk içinde bulunduğu grubun veya okulun kurallarına uymada güçlük çeker.


İZİN VERİCİ (HOŞGÖRÜLÜ) TUTUMUN ÇOCUĞUN KİŞİLİK GELİŞİMİ ÜZERİNDEKİ ETKİLERİ

        Her istediğini yaptırmayı alışkanlık haline getirir.
        Kural tanımaz.
        Ev dışındaki kurallarla karşılaşınca hayal kırıklığına uğrar.
        Her istediği olmadığı için arkadaşlarına uyum sağlamakta güçlük çeker.
        Anne-babasına hükmeder ve onlara çok az saygı gösterir.
        Bencil ve şımarık olur.
        Başkaldırıcı olur ve toplum dışı davranışlar sergiler.
        Doyumsuz olur.

Olumlu Ebeveyn Tutumu:
DEMOKRATİK TUTUM (GÜVEN VERİCİ HOŞGÖRÜLÜ TUTUM)
        Bu tür ebeveyn yaklaşımında, ana-baba çocuklarını destekler ama bunun yanında sınırlarını koymasını da ihmal etmez ve onların hareketlerini kontrol eder.
        Ebeveyn ile çocuk arasında sözel iletişim kanalları açıktır. İstek ve görüşlerini açık ve anlaşılır bir şekilde dile getiren ebeveyn, çocukla sıcak bir iletişim içindedir. Çocuğuyla birebir ilişki içindeyken ona karşı ilgilidir ve ona aktif dinleme uygular. Böyle bir ana baba yaklaşımı, çocuğa başarılı bir sosyal gelişim için gerekli olan ortamı hazırlamış olur. Yetkili ana baba tavrı, düzen sağlayıcı denetimi ve sevgiyle birlikte özerkliği de içermesiyle, iki tezat yaklaşım olan denetim ve sevgiyi bir arada barındırmaktadır.


DEMOKRATİK TUTUM (GÜVEN VERİCİ HOŞGÖRÜLÜ TUTUM)
        Demokratik aile tutumunda, çocukların uyulması gereken kurallar ve standartlara uymalarına yardım edilirAna babalar çocukların, çocuklar ana babaların görüşlerine değer verirler. Haklar karşılıklı olma temeline dayandırılır. Sorumluluk bilinci yanında çocuğun bağımsız bir kişilik geliştirmesi desteklenir. Demokratik aileler, hoş görülü, güven verici ve destekleyici bir tutum içinde, çocuğun da kabul edeceği mantıklı bir denetime başvururlar. Kesin sınırlamalar yerine, çocuğa söz ve tercih hakkı veren seçenekler sunar ve bu anlayış doğrultusunda isteklerde bulunurlar.

Anne ve babaların okul dönemindeki çocuklarla yaptığı iletişim hataları nelerdir;
         Çocuğun ne söyleyeceğini dinlemek yerine o esnada ne cevap vereceğini ya da onu nasıl ikna edeceğini tasarlamak.
         Gereğinden fazla ve suçlayıcı bir takım sorular sormak. “ Bu kaçıncı söz verişin?”, “Düşük notlarını düzelteceğini söylememiş miydin?” gibi sorular çocuğun doğru düşünmesine, sorunun nerden kaynaklandığını bulmasına ve bu yeteneği kazanmasına bir katkı sağlamaz. Tam tersine çocuğun savunmaya geçmesine, duygu ve düşüncelerini gizlemesine yol açar.
         Onun duygu ve düşüncelerini dikkate almamak.
         Olaylar karşısında ne hissettiğini önemsememek.
         Çocukları hatalı davranışı yerine top yekun eleştirmek. Hatalı davranış yerine top yekun eleştirilen çocukların öz saygısı azalır yani kendini değersiz görür.
         Gereğinden fazla akıl ve öğüt vermek.
         Yargılayarak konuşmak. Çocuğunuz okuldan geldi ve arkadaşıyla arasında geçen münakaşayı anlatmaya başladı, “Neden oldu” “Ne gerek vardı” “Nasıl olur” gibi sorular kapı kapatıcılardır. Yargılayıcı konuştuğunuz zaman çocuk kabuğuna çekilecektir.

         Alaycı konuşmak. Birçok anne-baba, çocuklarında gördükleri hatalı davranışı onunla alay ederek giderebileceklerini düşünürler ve böyle davranırlar. Alay çocuk üzerinde manevi baskı oluşturur ve davranış bozukluklarına neden olur. Sonra ki yıllarda bir birey olarak toplumla olan ilişkisinde zorluklar yaşayabilir.
         Yıkıcı eleştirilerde bulunmak. “Her şeyi berbat ediyorsun “ eleştirisi zamanla hiçbir şeyi iyi yapamayacağını düşünmesine neden olur.
         Çocuğun yapabileceği şeyleri anne babanın üstleniyor olması. Yapılan araştırmalara göre aşırı koruyucu ebeveynlerin çocuklarında özgüven yoksunluğuna rastlanmaktadır. Ebeveynlerin desteği çekildiğinde ortaya, beceriksiz, hiçbir işin üstesinden gelemeyen, pasif ve bağımlı çocuklar çıkmaktadır.
         Sen dilini kullanarak mesajlar vermek. “Beni sinirlendiriyorsun” “Çok dikkatsizsin” “Saygısızca davranıyorsun” gibi cümleler kullanıldığında çocuk da kendini savunmak zorunda hissedecek ve benzer karşılıklar verecektir.
         Ergenlik döneminde anne babaların düştüğü en büyük yanlışlardan biri de çocuğu ile farklı yaş dönemlerinde hep “aynı” tarzda konuşmalarıdır. Çocuk sürekli büyüme, gelişim ve değişim içerisindedir. Çocuk değişir ama anne baba iletişimde konuşma tarzını değiştirmemekte direnir.

Daha sağlıklı bir iletişim kurmak ve sağlıklı bireyler yetiştirmek için neler yapılmalı;
         Çocuğunuza güvenmeyi öğrenin ve bunu sergileyin ki o da kendisine güvensin.
         Çocuğunuzu önce iyice dinleyin daha sonra gerekiyorsa ikna etmeye çalışın.
         Çocuğunuzun doğru düşünmesini sağlamak ve problemi kendisinin çözmesine yardımcı olmak için yargılayıcı ve suçlayıcı soruları bir tarafa bırakmanız gerekir.

         Onun duygu ve düşüncelerini dikkate alın. Okulda yaşadığı veya tanık olduğu bir olay karşısındaki duygularını açıklamasını isteyin. “ Korktun mu” , “ Heyecanlandın mı” veya “ Mutlu oldun mu” gibi yönlendirici sorularla ne hissettiklerini açıklamasına yardımcı olabilirsiniz. Zamanla duygularını rahatlıkla ve doğru olarak ifade etmesini öğrenecektir.
         Saldırgan dil kullanmayın. Söylemek istediklerinizi de yutmayın. Açık ve net ifadeler ile duygularınızı kontrol ederek hataları dile getirin.
         Başardıkları için ödüllendirin, doğru davranışlarını övün.
         Çocukları gerektiği zaman eleştirmekten kaçınmayın. Kişiliğini değil hatalı olan davranışını eleştirin. Eleştirirken “ben” dilini kullanın. “Masamı toplamadığın için kendime çalışacak alan bulamıyorum” cümlesi tehdit içermeyen bir cümledir. Çocuk tarafından hatası kolay kabul edilir bir davranıştır ve “ Masanı dağıttığımı fark etmedim” gibi yanıtlar gelecektir.
         Çocukları dinlerken, onu dinlediğinizi hissettiren “ hı hı “, “evet”, “dinliyorum” gibi ifadeler kullanın. Sessiz dinliyorsanız çocuğa bakmalı, onun konuşmasını yüreklendirmelisiniz. Yeni şeyler söylemek yerine anlattıklarını kısa özetler ile tekrarlayabilirsiniz.
         Genel sorular yerine daha özel sorular sorun. “Bu gün okul nasıldı” yerine “ Bugün sunduğun fen bilgisi deneyi nasıl sonuçlandı” gibi
         Çocuğunuz üniversite sınavına hazırlanıyor ve bir gün bu sınavda başarılı olamayacağını ve sınava katılmak istemediğini belirtti. “Yaparsın” , “Başarırsın” gibi sabit belli mesajlar vermek yerine, karşılıklı ve sakin olarak nasıl böyle bir kanıya kapıldığını araştırarak onun duygu ve düşüncelerini ifade etmesine yardımcı olunuz.
         Öğüt vermek yerine, onun sıkıntılarına benzer sıkıntıları yaşamışsanız bunu paylaşmanız ve anlatmanız daha faydalı olacaktır. Yaşadığı sıkıntıların herkes tarafından yaşandığını yalnızca ona özgü olmadığını bilmesi onu rahatlatacaktır.

        Psikolog Tuğba KORKMAZ













Hiç yorum yok:

Yorum Gönder